1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

TÜRKİYE’DE UN SANAYİCİLERİ İÇİN ÇÖZÜM STARTEJİLERİ

PDF Yazdır e-Posta

Türkiye’de un üretim kapasitesinin aşırı artışı ve diğer bazı yapısal sorunlardan dolayı bugün un üreticileri bir taraftan düşen kar oranları, diğer yandan artan girdi maliyetleri ile karşı karşıya kalmaktadır.

 

Ayrıca içinden geçtiğimiz küresel mali kriz koşulları da un sanayicilerini birbirleriyle haksız rekabete zorlamaktadır. Sanayiciler, ayakta kalabilmek ve günü kurtarmak adına iç ve dış piyasalara maliyetinin altında un satarak veya başkalarının pazarlarına girmek suretiyle birbirlerine karşı haksız rekabete başvurmakta ya da kaliteden ödün vermek zorunda kalmaktadırlar.

Peki, sanayiciler olarak bizler ne yapmalıyız? Çözüm stratejisi nedir?

 

Öncelikle, firmalar olarak kendi bireysel çıkarlarımız yerine sektör olarak ortak çıkarlarımızı korumanın yollarını aramalıyız. Bunun yolu da işbirliği, bilgi paylaşımı ve dayanışmadan geçmektedir.

İkincisi, Türkiye’nin atıl üretim kapasitesinin değerlendirilmesi için ihracat imkanlarını araştırmalıyız. Dış piyasaların açılması, içerdeki haksız rekabeti de önleyecektir. Bu konuda hükümet ile de birlikte çalışarak Türk un sanayicilerinin dış pazarlardaki payını artıracak yeni stratejiler geliştirilmelidir.

Türkiye’nin 11 milyon tonluk dünya un ticaretindeki yeri yaklaşık 1.8 milyon tondur.  Etkin pazarlama taktikleri ve hükümetin ihracata sağlayacağı finansal desteklerle Türkiye’nin dünya un ticaretindeki payının artırılması mümkündür.

Ancak buradaki en önemli sorunların başında un sanayicilerinin yeterli miktarda ve kalitede hammadde tedariki gelmektedir. İhracat pazarlarını bulsak dahi, kendi ülkemizde yeterli miktarda kaliteli buğday yetiştiremediğimiz takdirde un sanayinsin uzun vadede ayakta kalması mümkün görünmemektedir.

Bu nedenle kaliteli buğday üretimini teşvik için TMO’nun buğday alım baremlerinde protein temelli alım esasına geçmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir. ABD ve AB ülkeleri protein temelli sınıflama ve alım politikası izlerken, bizde ise geleneksel yöntemlerle alım yapılmaktadır. Türkiye hükümet ve un sanayicileri ile birlikte, acil olarak kapsamlı bir buğday kalite ve verimlilik politikası oluşturmak durumundadır. Aksi halde buğday ithalatına dayalı bir üretimle un sanayimiz uluslararası alanda rekabet gücünü koruyamaz.

Son olarak diğer ülke örnekleri bize şunu öğretmektedir. Hemen her sektör gibi Unculuk Sektörü de küreselleşme şartlarıyla yüzleşmek durumundadır. Dünya şartlarında kalite ve fiyat rekabetine göre işletmecilik yapamayan firmaların uzun süre ayakta kalması mümkün değildir. Uzun dönemde Türk un sektöründe de ciddi bir konsolidasyon sürecinin yaşanması kaçınılmazdır.

Dolayısıyla firmaların ayakta kalabilmesi için kendileri de bazı temel stratejiler geliştirmek durumundadırlar. Bunlar arasında:

  • Firmaların teknolojik innovasyon ve modernizasyon yatırımlarına ağırlık vermeleri
  • Firmaların artan maliyetlerle mücadele için hammadde tedarikinde, ürün pazarlama ve lojistik alanında işbirliği imkânlarına öncelik vermeleri,
  • Küçük firmaların kendilerini ayakta tutacak özel ürün çeşitlerinde uzmanlaşmaları veya giderek popüler hale gelen organik tarım konseptinden faydalanmaları
  • Son yıllarda genişleyen un ihracat pazarlarından pay almak için gayret göstermeleri gerekmektedir.

 

Son olarak, Un sanayicilerimizin son yıllardaki kriz ortamında ayakta kalmak için katlandıkları büyük fedakârlıkları başta hükümetimiz olmak üzere herkesin takdirle karşılaması gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede tüm un sanayicilerimiz ve un sanayicilerinin çıkarlarını korumak üzere kurulan bölgesel derneklerimiz ve Federasyonumuz, yeni dönemde başta buğday kalitesi konusu olmak üzere, sektörümüzün geleceği konusunda ciddi bir gayret göstermek zorundadır.

-UN DEĞİRMENCİLİĞİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ-

-DÜNYADA UN SANAYİSİNİN GÖRÜNÜMÜ-

-TÜRKİYE'DE UN SANAYİSİ VE SORUNLARI-

-AMERİKA VE AVRUPA'DA UN SANAYİSİ-